Mesleki eğitim nerede duruyor?

 

 

Babam elektrikçi idi. O nedenle 40 yıldır bu mesleğin içindeyim. 1982’de, endüstri meslek lisesi elektrik bölümünde, 1985 yılında elektrik öğretmenliği alanında yüksek öğrenime başladım.

 

1989 yılından beridir de meslek liselerinde öğretmen, atölye şefi, bölüm şefi, okul müdürü olarak görev yapıyorum. Mesleki ve teknik eğitimin kalitesinin artması, bilginin daha geniş kitlelere ulaşması için de 50’den fazla eser yayınladım. Son 25 yıldır önerilerimi raporlar ve medya aracılığıyla kamuoyuna iletmeye çalışıyorum.

 

Hiçbir zaman yıkıcı eleştiri içinde yer almadım. Her zaman daha iyi seviyeye nasıl ulaşabiliriz, nasıl üretici bir toplum oluşturabiliriz ekseninde durmaya gayret ettim. Finlandiya, Almanya, Güney Kore, Çin, İsrail, Japonya vb. gibi ülkelerin mesleki-teknik eğitimi nasıl yaptıklarını da az çok biliyorum.

 

2020 itibariyle ülkemizde 11 bin civarı lise vardır. Bunun 3500 kadarı mesleki-teknik veriyor. Çok küçük, öğrenci sayısı az okulları kenara ayırdığımızda 1000 kadar kurumda 750 bin kadar gencin üretime yönelik eğitim almakta olduğunu ifade edebiliriz. Yani 82 milyonluk kitlenin sadece yüzde 1’i üretici eğitim almakta. Bu sayının Almanya ile eşdeğer olabilmesi için en az 2-3 kat kadar artırılması icap ediyor.

 

Meslek liseleri yeterli kapasiteye ulaşmadığı için üniversite kapısına her yıl 2 milyondan fazla kişi hücum ediyor.

 

Bireyler lisede hangi konuda eğitim aldıysa üniversitede aynı yönde kolayca ilerleyebilmelidir. Yani elektrik, makine, bilgisayar, inşaat, tarım, metal, motor, sağlık, hukuk üzerine lise eğitimi almayanlar bunun devamı niteliğindeki üniversite bölümlerine girememelidir. Özet olarak, lisede elektrik okumayan, elektrik mühendisliği bölümüne gidemesin. Eğer girmek istiyorsa meslek lisesinin teknik derslerini alarak bu hakka sahip olsun.

 

Bunu yapmak hiç zor değildir. MEB dese ki, “Şu kadar yıl sonra tüm üniversiteler buna göre öğrenci alacaktır. Lisede tarım okuyan çok başarılı öğrenci ziraat mühendisi olmak isterse önü tamamen açılacaktır…”

 

Öte yandan ilkokul, ortaokul, lise yıllarında temel derslerdeki (Türkçe, fen, matematik, tarih) başarı ortalaması 60-70-80 ve üzeri olmayanlar üniversiteye başvuru yapamasın. Temel eğitimi boyunca hiç teşekkür, takdir belgesi olmayanların, seviye belirleme amaçlı yapılan sınavlarda düşük puan alanların üniversiteye kabul edilmesi kaynak israfından başka bir şey değildir.

 

Cümleleri çok uzatmaya lüzum yok. Şu anki yapı Türkiye’yi üreten, güçlendiren yapıya götürücü nitelikte değildir…

 

Ali Özdemir

www.aliozdemir.net

0505 220 83 85